SALİHA BİR EŞ
Allah’ın kuluna verdiği iman nimeti gibi bir nimet yoktur. Bu aynı zamanda Allah’ın kulları üzerine bir hakkıdır. Allah’ın kullarına verdiği bir çok nimet içinde dünyanın en hayırlı nimeti de saliha bir eştir. Çünkü Resûlullah (S.A.V.) “Dünya bir faydalanmadan ibarettir. Bunun en hayırlısı da, saliha bir eştir” (Müslim) buyurmuştur.
Resûlullah (S.A.V.) vedâ hutbesinde bayanların, Allah’ın emaneti olduklarını belirtmiş, “Sizin en hayırlınız hanımlarına karşı en iyi davrananızdır” buyurarak, bu nezih insanın korunmasını öğüt etmiştir.
O halde, bu ikrama yakışan bir ahlak içinde bulunmalıdır:
Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “Bir bayan namazlarını kılar, ırzını korur ve kocasına itâat ederse; cennet kapılarının dilediğinden girer” (Ahmed, Taberâni).
Ümmü Seleme’den, Resûlullah’ın, “Kocası kendisinden razı olarak ölen bayan cennete girer” dediği rivâyet edilmiştir.
bayanı cehenneme sokan sebeplerin başında eşine karşı gelmesi ve üzerine olan iyiliklerini inkar etmesidir. İbni Abbas Radıyallahu anhümâ’dan, Buhari’nin rivâyetinde Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Cehennem bana gösterildi. Oradakilerin çoğunun bayanlar olduğunu gördüm. Kocalarına nankörlük ederler. Şayet kadınlardan birisine uzun zaman iyilik etsen, sonra senden bir kötülük görse ‘senden hiçbir zaman iyilik görmedim’ der”.
Selefi salihinden birinin hanımına şöyle tavsiyede bulunduğu nakledilir: [Beni affet ki, sevgimiz sürsün. Kızgın olduğumda benimle konuşma, def gibi beni çalmaya kalkma. Bilemezsin gelecek nasıl olacak. Şikâyeti çoğaltma kuvvetin gider. Şikâyeti çoğaltırsan kalbim sana buğzeder. Çünkü kalpler dönektir. Ben gördüm ki, kalpte hem sevgi hem ezâ bulunabilir. İkisi biraraya gelince, sevgi devam etmez gider] (Fıkhu’s-Sünnet)
Ebu Derdâ Radıyallahu anh, ise hanımına şöyle derdi: “Kızdığımı gördüğünde beni öylece kabul et. Ben de seni kızgın gördüğümde ses çıkarmam” (Fıkhu’s-Sünne)
Sonuç: Evlilik, hayatı müşterek paylaşmaktır. bayan ve erkek birlik olup Allah’ın, edâ etmekle bizleri sorumlu kıldığı “ilâyı kelimetullah” görevini üstlenmektir. Bu müşterek hayat, müslümana Rabbine karşı görevlerini yerine getirmede ayrı bir dinamiklik sağlar. Bu açıdan bakıldığında evlilik, birbirlerine örtü olan iki insanın; yine birbirlerinin zayıflıklarını gidererek daha güçlü bir yapı meydana getirmeleri şeklinde tanımlanabilir.
Öyleyse toplumda bir takım kalıplarla yozlaştırılan aile müessesi, İslâmın tanımladığı ölçülerle yeniden yapılandırılmalıdır. bayan, bilinçli olmak; dinini yaşamak ve çevresine bu konuda örnek olmak için gayretli olmalı, yine bu şûurda çocuklarını yetiştirmelidir. Eşi de onâ yardımcı olmalı ve Resûlullah’ı kendisine rehber edinmelidir. Yuva Kur’an ve sahih sünnet nûruyla bir mektebi andırmalıdır. Umulur ki, Allah bizleri rahmetiyle bağışlar ve bizleri salihler zümresine ilhâk eder...
Bu risâle, davetçi Müslüman hanımlara... Yalnız Allah’a ve ancak Allah için mahlûka itaat eden, İslâm mücâdelesi veren bacılarımıza... Ümmetin umudu: bütün hanımlara... Bütün genç kızlara... Sâliha eşlere... Küçük kızlara... Gözümüzün nûru annelerimize ve bunlar üzerine titreyen, onlara düşkün; Ahiret saadetini dünyaya tercih eden diğer erkek kardeşlerimize ithaf olunur...
“Sallallahu alâ Muhammedin ve alâ âlihi ve Sahbihi ecmâîn”
VE’L-HAMDÜ LİLAHİ RABBİ’L ALEMİN