TEFEKKÜR Bir hadisi şerifte: "Bir saatlik tefekkür bir senelik ibadetten hayırlıdır" buyurulmuştur. Öyle olur ki, bir saat gelir, gönle bir endişe düşer, bir ömür boyu elde edemediğini o saatte o düşünce ile elde edilebilir, bu sebepledir ki, o bir saatlik tefekkür çok çok hayırlı olabilir. Tefekkür sahaları, marifetullah ise - ki, her mü'minin yeğane gayesi bu olmalıdır-, bunun içinde kulun tefekkürü ya dinin emir ve nehiyeleri üzerinde olur, ya da Allah'ü Teala'nın esma ve sıfatı üzerinde çok çok hayırlı olabilir. Tefekkür sahaları, marifettullah ise - ki, her mü'minin yegane gayesi bu olmalıdır-, bunun için de kulun tefekkürü ya dinin emir ve nehiyleri üzerinde olur ,ya da Allah'ü Teala'nın esma ve sıfatı üzerinde olur, ya da O'nun (cc) ilahi sanatlarının inceliklerini düşünür. Kulun, Hakk'ın zatı üzerinde teekkür etmesini Hakk Teala sevmez ve istemez, hatta bu yasaklanmıştır. Kul önce kendini düşünmeli, nefsi emmareden kurtulup Allahü Teala'nın (Casiye suresi 23. ayet) "Ey Muhammed, heva ve hevesini ilah edinen, ilmi olduğu halde Allah'ın şaşırttığı...." buyruğunca bunlardan kurtulup sonra Allah'ü Teala'nın sıfatlarını, ibadetlerini ve şekillerini, duaların ve münacatların manalarını düşünmelidir. Aslında kulun Allah'ü Teala'nın zatı düşünmeye gücü yetmez. Bunlar kulun bilgi ve tahammül gücünü aşar, ama peygamberler ve onların varisleri olanlar istisna, çünkü Allah'ü Teala onlara onun yanında birçok haslet bahşetmiştir. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz, bir doğduğunda, bir de dört yaşında iken -ki buna sütkardeşi Hz. ?eyma şahit olmuştur-, bir de Mi'raç gecesi manen ameliyat edilerek Allah'ü tel! a'nın cemalini görmeye hazırlanmıştır. Bilgi yönüyle de öyledir, onların (Peygamberler ve varislerinin) bilgileri Allah'ü Tealanın bilgisi yanında okyanusla damla misali gibidir, anlattıklarıda bildiklerinin yanında aynen deryadaki damla gibidir. Alemlerdeki her şey O'nun (cc) sanatadır. Yaratılan insan, cin, melek... vs. ne varsa (evveldeve ahirde) Allah'ü Teala'nın ilmi yanında olanların ilmi bir hiçtir. Hakkı tanımayan, O'na (cc) dost olmayan cahil kalır. Kendi başına öğrendikleri de birşeye yaramaz. Kişi düşünmelidir ki, arş, kürs, yedi kat gök ve yedi kat yer ve bunların arasındakiler, canlı veya cansız ne varsa O'nun (c) kudreti karşısında bir zerre hükmündedir, dilerse bir anda yokeder, dilerse bir anda dilediği kadar halkeder. Tefekkürün neticesi marifetillahın işaretleri ve Allah (cc) sevgisinin sıfatıdır. Tefekkürle bu sıfatı kazanan kişi en şerefli kişi konumundadır. Tefekkür, mü'mine anlayış ve feraset kazandırır.